SON DAKİKA

Yenimahalle Gazetesi – Yenimahallede Haberin Adı
İlayda Karaseki
İlayda Karaseki

Öz değerimizi nasıl yükseltebiliriz?

Öz değerimizi nasıl yükseltebiliriz?
Bu haber 10 Kasım 2021 - 21:58 'de eklendi ve 178 okunma kez görüntülendi.

Öz değer Merriam-Webster tarafından şöyle tanımlanıyor: “Saygı duyulmayı hak eden iyi bir insan olduğunuzu kabul etmek.” Peki saygı duyulmayı ne zaman ve nasıl hak ederiz?

Saygı; kişi, saygıyı ruhunu ve bedenini sevmeye başladığında elde edilir. Çünkü sevmek doğuştandır; saygı ise bu kalıtsal mucizenin bir ürünü olarak sonradan kazanılır. Kişinin gerçek ve doğrucu bir sevgiyle zihinsel şemaları belirlendiğinde; bu şemaların, yapısallık kazanması için saygı değerine ihtiyaç duyulur. Bu noktada sevgiyi bir tuğla; saygıyı ise bu tuğlaların oluşturduğu iskeleti bir arada tutan bir araç gibi düşünebiliriz. Sevmek doğuştan mıdır; yoksa sonradan öğrenilen bir değer midir sorusunun yanıtı da buradadır. Sevmek; doğuştan ve esnek olan bir değerdir. Mühim olan bizim onu neyle besleyip nasıl bir şekle büründürdüğünüz…

Merriam-Webster’in sözündeki bir diğer nokta; iyi bir insan olduğumuzu kabul etmek. Bununla ilgili olarak ilk akla gelen cümleler arasında; kime, neye göre gibi soruların yer alması oldukça muhtemeldir. Bu muhtemel soruların cevabı ise, bize ve bizce. Tüm insanlık adına ortak bir iyilik algısı oluşturmak elbette imkansızdır. Ancak bunu kendi hücremizden başlayarak ve bencillik algısından uzak bir biçimde yapabilmeyi bir noktaya kadar başarabilirsek kendi çeperimizde “iyi” denen bir norm oluşturabiliriz.

Öncelikle tüm bunların gerçekleşmesi için kişinin kendine zaman yaratmasının; yalnızlık olarak algılanması algısını kırmak gereklidir. Çünkü kişinin öz değerini keşfetmesi kendisine yönelimi; arttırması ise kendine zaman yaratmasıyla doğrudan ilişkilidir. Bağımlı kişiliklerin temelinde eksik, en önemli hususlarından biri olan öz değer ve iyi hissetme yanılgısı; kişinin tüm hayata bakış açısındaki fonksiyonları etkileyebilecek güçtedir.

 

Somut bir örnekle bunu pekiştirelim: Siyah-beyaz kare desenle evinizin her bir köşesini döşediğinizi düşünün. Üç ay bu evden hiç dışarıya çıkmadan kaldınız. Dışarıya adım attığınız ilk gün ve bir süre devamlılığında halen algıda seçicilik kavramının etkisiyle etrafımızda bu deseni arama arayışına girer hatta ilgili ya da ilgisiz her olay, durum kişi ya da nesneyi bu desenle ilişkilendirmeye başlarsınız. İşte; öz değerinizin eksikliği nedeniyle karşınızdaki insana kılıfı dışında yüklemiş olduğunuz anlam ve ilişki içerisinde yer aldığınız süreçteki iyi hissetme yanılgısı; bu örneğin ta kendisidir.

İlişkilerdeki Çekim Yasası

Zıtlıklar mı aynılıklar mı bir ilişkide tarafları birbirine çeker? Şimdi bir yapboz düşünelim. Bu yapbozu tamamlamak adına birbirine uygun parçaları bir araya getirmek gerekir. Ancak, bu parçaların bir araya gelmesi için hem aynı hammaddeden hem de birbirine yerleşmesi için zıt (birbirini tamamlar) yapıda olması gerekir. İşte ilişkilerde de uyum ve devamlılığın sağlanması için iki tarafın zihinsel şemalarının aynı; bu şemaların doğru nitelikte eşleşebilmesi için zıt ve yapıcı olması gerekir. Çünkü şemalar; onları etkileyen uyaranın ne olduğunun ve anlaşılması ve değerlendirilmesi için oluşturulmuş zihinsel bir yapıdır. Taraflar arasında bu şemaların birbirine uyarlanabilir olması; yani değer yargılarının sırası ve bakış açılarındaki uyum onları birbirine çeker. Ancak ilişkide sağlıklı bir sürekliliğin olması için yalnızca bu çekim yeterli değildir. Çevresel etmenlerden kaynaklanan yıpranmalara oldukça açık olan romantik ilişkileri sıcak tutan en önemli hususlardan biri zihinsel temastır. Elbette, bu zihinsel temas için karşılıklı bir uyarıcı gereklidir. Soru ve cevap üzerine eşleşmeler şeklinde tanımlayabileceğimiz iletişimde, asıl önemli olan soru ve cevapların üzerinde tartışmak değil; tartışmayı doğru yönetmek ve sonlandırmaktır. İletişimin oluşum ve dönüşüm sürecini önemli ölçüde etkileyen şemaların zıt ve yapıcı olarak eşleşmesinden kast edilen budur.

Sevgilerimle.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA